cep programları

Sitede Ara

16May

Lazerin Keşfi

20.yüzyılda fizik bilimindeki gelişmeler, öncelikle atom fiziğinde, sonra nükleer fizikte, da­ha sonra da temel parçacıklar fiziğinde olmuştur.

Bu konulardaki deneysel gözlemler, klâsik mekanik te­ori ile izah edilemedi. Zira atom, molekül ve atom çekirdeğinde yapılaşmanın, enerji, momentum vb. fiziksel kavramların alabileceği değerler açısından kesikli (kuantumlu) olduğu gözlendi. Bu durumu klâ­sik mekanik teori (Newton mekaniği) açıklayamadı. Bunun üzerine gözlenen gerçekleri izah etmek üzere kurulan yeni teorinin adı kuantum mekanik teori ol­du. 1930′lara gelindiğinde bu yeni teori tüm postulaları ile birlikte literatüre girmişti. La­ser ışınları, görülür bölgedeki diğer ışınlarda oldu­ğu gibi. atom ve moleküllerin kuantumlu yapılarından kaynaklanmaktadır.

LASER, uyarmalı radyasyon emisyonu ile ışık amplifikasyonu anlamına gelen “Lightwave Amplification by Stimulated Emis­sion of Radiation” kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır. Buna benzer bir kelime daha vardır. O da MASER olarak bilinir ve yine uyarmalı radyas­yon emisyonu ile mikrodalga amplifikasyonu anla­mına gelen “Microwave Amplification by Stimulated Emission of Radiation” kelimelerinin baş harflerin­den oluşur. LASER görülür bölgede ışık amplifikas­yonu (güçlendirmesi). MASER ise, ışığa göre daha uzun dalgaboylu olan ve mikrodalga bölgesi olarak bilinen bölgedeki dalgalan güçlendirme olayıdır. Bi­lim diline bu şekilde giren bu iki kelime, İngilizce dil­bilimine de yeni birer kelime olarak girmiş; fiil yap­mak için son “r” harfleri düşürülerek to lase (laser ışını verme), to mase (maser ışını verme) anlamın­da çok sık kullanılır olmuştur. Türkçemizde bu yeni keli­melere tam karşılık gelecek bir kelime henüz bulu­namamıştır. Maser olayı 1954′te, laser olayı ise 1958′de keşfedilmiştir. Maser ve laseri keşfedenler. Amerika’lı Charles Hard Townes ve Rus Alexandr Mikhailovich Prokhorov. 1964 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü paylaşmışlardır. Bu da gösteriyor ki, keş­fin önemi on sene sonra anlaşılabilmiştir. Laser ya da maser ışınlan çok güçlü elektromanyetik dalga­lardır. Laser (ya da maser) olayları da atomların enerji se­viyelerine dağılım dengesi bozulunca, ters dönün­ce (population inversion) oluşur. Bu olayın oluşum mekanizmasını, olduğunca basite indirgeyerek açık­lamak mümkündür.

Doğanın en temel kanunlardan biri, canlı ya da cansız her varlığın normal koşullarda minimum enerji düzeyinde kalmaya elverişlidir. Atomlarda normal koşullarda en düşük (taban) enerji düzeyin­de bulunurlar. Çok sayıda aynı cins atomlar toplu­luğunu (gaz halinde) göz önüne alsak, çoğu atom taban enerji durumunda olmakla birlikte, şu veya bu sebeple bazı atomların üst enerji seviyelerine uyarılmış oldukları görülür. Her atomda sonsuz sayıda enerji kuantum seviyesi vardır. Gaz içindeki atomların çarpışmalar sonunda seviyeler arasındaki dağılımı, ortamın T sıcaklığına bağlı olarak Boltzman istatistiğine uyar.

Atomlarda taban seviyenin ömrü çok uzun (sonsuz), uyarılmış seviyelerin ömrü ise, ge­nelde çok kısa, örneğin, 10-8 saniye kadardır. Uyarılmış seviyelerden bazıları da milisaniye, saniye veya dakika mertebesinde ömre sahiptir. 10-8 saniyeden fazla ömrü olan bu tür seviyeler özel olarak mestastabil seviye olarak adlandırılır. Laser olayını oluş­turabilmek için taban seviye E1, üzerinde, bir mestastabil seviye E2 ve onun üzerinde bulunan kısa ömürlü ikinci bir uyarılmış seviye E3 gerekmektedir. Laser olayının oluşturulabilmesi için bu özelliklerde ve bu sırada üç seviyenin var olması gerekir. Bu tür laserlere üç seviye laseri denir. Enerji seviyeleri arasındaki normal nüfus dağı­lımı yapay olarak değiştirilerek, elektronları üst se­viyelere uyarılmış atomların sayısı arttırılabilir. Bu iş­lem gaz üzerine,foton enerjisi (E3 –E1) farkına eşit olan fotonlar (ışık) gönderilerek yapılır. Bu fotonlar gaz içinde E1 seviyesindeki atomları E seviyesine iter (pompalar). Onun için V31 ile gösterilen bu frekansa, pompalama frekansı denir. Pompalama işlemi N3‘ü artırırken N1‘i azaltır. Bu işlem, teorik olarak N3 = N1 oluncaya kadar devam eder. Optik pompalama başlayınca atomların sayısı, ar­tık Boltzman kanununa uymaz. Pompalamadan do­layı üst seviyelerdeki atom sayısı artmış, atom sayısı ters dönmüş olur.

İlk defa A.L. Schawlow ve C.H. Townes tarafından 1958′de “Infrared and Optical Masers” adlı yayınla maser tarif edilmiştir . İlk bulunan lazer Ruby Laser‘idir. Uçları gümüş kaplı Ruby kristaline Xenon’dan yapılan flaş ışını
ışınlayarak zorlanmış emisyon ve 690 nm. dalga boyundaki lazer ışın elde edilmiştir. Maiman bunu 16 Mayıs 1960′ da sonuç raporları olarak yayınlamıştır . Bundan kısa bir süre sonra göz hastalıklarında optik pıhtılaştırma uygulamalarında Ruby lazer ışını kullanılmaya başlanmıştır . 1961 yılında Sorokin ve Stevenson grubu U: CaF2 lazeri ile ilgili çalışmalarını yayımlamışlardır.

1961 yılında ilk sürekli (cw) katı lazer (Nd:CaW04) Johnson ve Nassau tarafından geliştirilmiştir. İlk gas lazer, 1961 yılında, A. Javan, W.R. Bennet ve D. Herriot tarafından “Continuous Maser Oscillation in a Gas Discharge with He-Ne Mvcture” adı ile Phys. Rev. Lett. dergisinde yayımlanmıştır

Yarıiletken lazer’ler ise 1962′de beş kişilik bir ekip (R.N. Hali, G.E. Fenner, J.D. Kingsley, T.J.Soltys and RO. Carlson ) tarafından Phys. Rev.Lett. dergisinde yayınlanmıştır .

Mathias, 1963’de N2 lazer’ini, 1964′de Geusic, YAG lazer‘ini, Bridges, Ar-Ion lazer‘ini bulmuştur . Kidler ve Mean, lazer ışını ile plazmayı ısıtarak termo-nükleer füzyon fikri üzerindeki çalışmaları sonucunda, 1963 yılında Lawrance Livermore laboratuarında 12 ışınlı bir lazer sitemi kurup lazer füzyon deneyleri yapmışlardır . 1963 yılında Dr. K. N Patel, 10.6 nm boyunda sürekli (cw) CO2 lazerini gerçekleştirmiş ve çalışmalarını 1964 yılında yayınlamıştır.

1965 yılında Henry ve Legay, aktif ortam olarak CO2-N2O gaz karışımını kullanarak yüksek güçlü (100 W’ın üstünde) elektrik deşarj lı CO2 lazerini geliştirmişlerdir. Bununla birlikte, Patel ve Kerl CO2-N2 gaz karışımını kullanarak aynı lazeri gerçekleştirmişlerdir.

Lazerin kullanım alanları çağımızda gitgide yaygınlaşmakta olup , vazgeçilmez teknolojilerden biri olmuştur.

1864-1940: Astronomide spektroskopinin tarihçesi.

17-917: Einstein’ in fotonun uyarılmış emülsiyon tezinin kurucusu.

1954: İlk mikro dalga lazeri.

1960: İlk optik lazer.

1965: Orion nebulasında keşfedilen mikro dalga lazeri.

1965: Mikro dalga lazerinin kullanılması sureti ile kozmik arka radyasyonunun keşfi.

1966: İlk hareketli gaz lazeri.

1970: yıldızlardaki lazer etkisine dair ilk teorinin kuruluşu.

1973: Kuvartslardaki lazer etkisinin keşfi.

1979: Orion nebulasında bulunan yakın kızıl ateşi lazer yıldızı.

1981: Mars ve Venüs’ün atmosferinde keşfedilen CO2 lazeri.

1984: İlk x ışını lazeri.

1993: Gaz kontak plazması lazeri.

1995. Uçan Kuiper Rasathanesi tarafından keşfedilen uzak kızıl ateşi lazer yıldızı.

1996: Hubble uzay teleskopu ile keşfedilen ultra viyola lazer yıldızı.

14May

Dünya bu kızın peşinde

Ayşegül Aygün… Jetleri daha hızlı uçuracak Sahte Elmas projesinin mimarı… Bilim dünyası 50 milyon dolarlık buluşun ve müthiş Türk kızının peşinde….

Bilim dünyası, Ayşegül Aygün adlı Türk’ü konuşuyor. Ohio State Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Aygün, “Fake Diamond” (Sahte Elmas) adı verilen projesiyle inanılmazı başardı. Proje hayata geçtiğinde jetler eskisinden daha hızlı uçabilecek ve motorları 1300 dereceye kadar sıcaklığa dayanabilecek.

ABD Deniz Kuvvetleri tarafından desteklenen projenin değeri 50 milyon dolar olarak açıklanıyor ama birçok bilim adamı buluşu ’paha biçilemez’ olarak nitelendiriyor. Bilim dünyasından 60’ı aşkın yayın Aygün’ün gelecekte birçok başarıya imza atacağını yazdı. Biz de müthiş Türk bilim kadınını alkışlıyoruz…

Çılgın Türkler’e bir yenisi eklendi. Mühendis Ayşegül Aygün jetlerin hızını arttırıp mesafeleri azaltacak bir proje geliştirdi.

Sınırları aşıp birbirinden önemli başarılara imza atan Türkler’e bir yenisi daha eklendi. ABD’de yaşayan Ayşegül Aygün adlı mühendis, jet hızıyla bir rekor kırdı. Ohio State Universitesi’nde çalışmalarını sürdüren Aygün, “Fake Diamond” (Sahte Elmas) adlı proje sayesinde inanılmazı başardı. Aygün bu projenin başarıya ulaşması durumunda, jetlerin çok daha hızlı uçabileceğini ve motorlarının da çok daha aşırı sıcaklığa (1300 derece) dayanabileceğini iddia ediyordu. Bazı çevreler bunu “imkansız” olarak nitelese de Aygün, çalışmalarına daha da yoğunlaştı ve “imkansızı” başardı.

ABD’LİLER HAYRAN KALDI

US Navy (Deniz Kuvvetleri) tarafından desteklenen projenin değerinin 50 milyon dolar olduğunun altı çiziliyor. Ancak dünyanın önde gelen bilim adamları, projenin “paha biçilemez” olduğu görüşünde. Dünyadaki yeni gururumuz olan Aygün şunları söyledi: “Projemin önemini artık bilmeyen yok. Bu çalışmanın gelecek yıllarda jet motorlarının dışında hava araçlarında da kullanılacağını düşünürsek, önemi daha da iyi anlaşılacak.”

12May

Samsung F700

Artık günümüzde cep telefonları arama ve mesajlaşma dışında da yoğun şekilde kullanılıyor. Smartphone olarak adlandırılan akıllı telefonların satışı yavaş yavaş standart cep telefonlarının rakamlarını yakalıyor. Akıllı telefonları normal cep telefonlarından ayıran en büyük özellik daha gelişmiş e-posta ve internet uygulamaları. Akıllı telefonlar genelde Microsoft Mobile, Symbian veya PalmOS işletim sistemlerine sahipler. Ancak Samsung, F700 modelinde kendi işletim sistemini kullanmayı tercih etmiş. Bu tercih olumlu ve olumsuz olarak değerlendirilebilir. Bu sayede işletim sisteminin cihazın özellikleriyle birebir örtüşmesi işin olumlu yönü. Olumsuzluk içerebilecek nokta ise, senkronizasyon işlemlerinin daha karmaşık olma olasılığı ve harici yazılımların cihaza yüklenmesinde sıkıntılarla karşılaşma ihtimali.

Samsung F700 test

 

Samsung F700v cep telefonu

Samsung F700v cep telefonu

Samsung F700 smartphone tasarımı

Samsung F700 akıllı telefon Vodafone SIM kilidine sahip. Bunu cihazın, kırmızı ve beyaz renklere sahip, Vodafone logolu ürün paketinde hemen fark etmek mümkün. Samsung F700 ürün paketinde bir veri aktarım kablosu, bir kulaklık, bir batarya şarj cihazı, kullanım kılavuzu, yazılım CD’si ve ekstra arka kapak yer alıyor. Telefonun ön yüzünde de Vodafone logosu ve ismi yer alıyor. Telefonun ön yüzünde geniş dokunmatik ekranın yanı sıra tek bir buton ve video görüşmelerde kullanılan küçük bir dijital kamera bulunuyor. Samsung F700′ü kayar sistemi ile açtığınızda ortaya eksiksiz bir klavye çıkıyor. Telefonun hoş bir tasarıma sahip olan klavyesi aydınlatma özelliği sayesinde loş ışıkta da kolaylıkla okunabiliyor. Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, telefonun arka kapağı tamamen çıkarılabiliyor ve ürün paketinde bulunan diğer kapakla değiştirilebiliyor. Telefonun bu özelliği, kapağın zarar gördüğü durumlarda veya kullanıcı parlak mat bir kapak tercihi ettiği zamanlarda oldukça kullanışlı oluyor.

Samsung cep telefonu test

Samsung cep telefonu test

Samsung SGH-F700 Dokunmatik ekran

Samsung F700 cep telefonunun en belirgin özelliği tamamen dokunmatik olarak çalışan ekranı. Telefonun ekranı 3.2 inç (8.1 cm) büyüklüğünde ve 260,000 renk. Dokunmatik ekranlar gayet hoş ve kullanışlı ancak piyasada mevcut dokunmatik ekranlar büyük farklılıklar sergileyebiliyorlar. Şahsen ben, bir dokunmatik ekranın ondan beklendiği şekilde yani seri ve akıcı bir biçimde tepki vermediği durumları gerçekten sıkıntı verici buluyorum. Samsung F700′ün dokunmatik ekranının kullanımı hiç de kötü değildi. Ekran gayet iyi tepki veriyor. Ekrana dokunduğunuzda telefon hafif bir titreşimle dokunuşlarınızın işleme alındığını belirtiyor. Parlak günışığı altında ekran görüntüsü o kadar kolay izlenemiyor. Yani, diğer telefonlarda da yaşanan bu durum özellikle telefonun dokunmatik ekranından kaynaklanan bir problem değil.

 

Samsung smartphone

Samsung smartphone

Samsung F700 cep telefonu

Samsung F700 cep telefonu

Samsung F700 Menü


S

amsung, daha önce de belirttiğimiz gibi F700 cep telefonunda kendi işletim sistemini kullanmış. Telefonu açıp aktif hale getirdikten sonra ana ekranda tarih ve zaman bilgilerinin yanında üç tane ikon beliriyor. Bu ikonlar; menü, klavyenin dokunmatik ekranda görüntülenmesi ve arama listesini görüntülemede kullanılıyor. Ekranın ortasında yanıp sönen tarzda gösterilen dörtgen şekle dokunulduğunda dört adet hızlı işlem butonu görüntüye geliyor. Mesajlara ve internet tarayıcıya hızlı ulaşım sağlayan bu yapıyı, diğer telefon modellerinde de bulunmasına rağmen, oldukça kullanışlı bulduğumu ifade etmeliyim. Menüde on iki adet sembol bulunuyor. Parmağınızı dokunmatik ekranda bu semboller üzerinde gezdirdiğinizde yatay ve dikey bir çubuğun da hareket ettiğini görüyorsunuz. Bu özellik menünün oldukça interaktif görünmesini sağlıyor.

 

Samsung F700 Ekran


T

elefonun kapağını kaydırarak açtığınızda ekran da dönüyor. Bu özelliği sadece mesaj metni yazarken tercih ettiğimi belirtmeliyim. Örneğin; normalde parmağınızı yukarıdan aşağıya doğru hareket ettirerek ayar seçenekleri üzerinde dolaşabilirken ekran döndüğünde sadece üç seçenek görüntüleniyor ve kaydırma işlemi büyük adımlarla gerçekleştiriliyor. Bu yüzden ekranda 10 seçenek mevcutken siz altıncı seçeneği tercih etmek istediğinizde bunu gerçekleştirmeniz neredeyse imkânsız. Samsung F700′de fotoğrafların görüntülenmesi ise mükemmel. Bunun için menüden önce My Files (Dosyalarım) seçeneğini ve ardından da My Pictures (Fotoğraflarım) şıkkını seçiyorsunuz. Bu işlemin ardından fotoğraflar ekranda görüntüleniyor ve siz de parmağınızı ekranda kaydırarak fotoğraflar üzerinde dolaşabiliyorsunuz.

Samsung F700 test

 

Samsung F700 Dijital kamera

Samsung F700 Dijital kamera

3 megapiksel dijital kamera

Samsung F700 akıllı cep telefonunda iki adet dijital kamera bulunuyor. Ön yüzde genelde görüntülü görüşmelerde kullanılan küçük bir VGA kamera ve arka yüzde de daha gelişmiş bir dijital kamera yer alıyor. Telefonun otofokus ve flaş özelliğine sahip 3.0 megapiksel çözünürlüklü kamerası ile çok güzel fotoğraflar elde edilebiliyor. Ancak çekim ile görüntünün kaydedilmesi arasında geçen gecikme süresi kamerayı oldukça yavaşlatıyor. Bazı durumlarda, telefonu çekim işlemi tamamlanmadan hareket ettirdiğimden veya nesneler fotoğrafını çekemeden kompozisyonu oluşturan kareden çıktığından dolayı çekmek istediğim görüntüleri fotoğraflayamadığım oldu. Kameranın LED flaşı oldukça sınırlı bir etki menziline sahip. Her ne kadar o kadar sık kullanmasam da dahili flaşın fonksiyonelliği açıkça ortada. Öte yandan bu tür flaşlar, nesneleri belli bir mesafeden fotoğraflamak istediğinizde bazı istenmeyen yan etkilere de neden olabiliyorlar.

Samsung F700 Kamera ayarları

Samsung F700 Kamera ayarları

Samsung F700 Fotoğraf efektleri

Samsung F700 ile fotoğraf çekerken ekranda, kamera ayarlarının yapılmasını sağlayan bir takım ikonlar beliriyor. Bu ikonlar yardımıyla çekim sırasında flaş ve kendi kendine zamanlı çekim özellikleri son derece kolay bir biçimde açılıp kapatılabiliyor. Ayrıca fotoğraflar üzerinde siyah-beyaz, negatif veya sepya efektleri de uygulanabiliyor. ISO ışık hassasiyet değerleri, görüntü kalitesi ve otofokusun kapatılması gibi ayarlara ana menüden ulaşmak mümkün.

Samsung F700 Batarya

Samsung F700 Batarya

Lityum İyon batarya

Samsung F700 akıllı cep telefonu 3.7 volt lityum iyon bir batarya ile birlikte geliyor. Bataryayı tamamen şarj ettikten sonra telefonu 22 saat civarında bir süre boyunca kullanabildim. Bu süre boyunca 20 dakikalık görüşme yaptım ve dikkate değer süre kamera ve müzik çalar özelliğini kullandım. Resmi teknik özelliklerine göre telefonun bekleme süresi 250 saat. Bu da ortalama olarak iki günde bir telefonun şarj edilmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu telefonu yoğun olarak kullanmayı düşünüyorsanız yedek bir pil veya otomobil şarj kiti satın almanız akıllıca bir yatırım olacaktır.

Samsung F700 Hafıza

Samsung F700 Hafıza

microSD bellek kartı

Samsung F700 cep telefonunun 140MB dahili hafızası bulunuyor. Bir hafta süresince fotoğraf çektikten sonra dahi hafızanın dörtte biri hala boş durumdaydı. Bu hafıza kapasitesi etkileyici görünebilir ancak 8GB kapasiteye sahip diğer cep telefonları ile karşılaştırıldığında telefonun 140MB dahili hafızası hiç de yüksek değil. Ancak microSD bellek kartları ile telefonun mevcut hafızasının yükseltilebiliyor olması sevindirici. Eğer tüm müzik arşivinizi bu telefonla birlikte yanınızda taşımayı düşünüyorsanız ekstra bir bellek kartı satın almanız gerekecektir. Samsung F700 akıllı cep telefonu, standart Secure Digital (SD) bellek kartlarının yanı sıra minimum 4GB kapasite sunan SDHC (SD High Capacity) bellek kartlarını da destekliyor.

 

Samsung smartphone ile internet

Samsung smartphone ile internet

Samsung F700 HSDPA bağlantı

Samsung F700 ile internette mükemmel bir şekilde dolaşabiliyorsunuz. Telefonda HSDPA desteği de bulunduğundan dolayı internette dolaşım hızlı. Samsung F700 cep telefonunda Wi-Fi fonksiyonunun eksikliği hissediliyor. Wi-Fi özelliği cep telefonu internet paketinden harcamadan sabit ve mobil halde kablosuz internet kullanımına olanak tanıyor. Gerçi bu tür telefonlar bir internet paketi eşliğinde geldiklerinden bu durum herhangi bir problem yaratmayacaktır. Telefonun ekranı internet sayfalarının tam haliyle görüntüleyebiliyor. Telefonun yan tarafındaki artı/eksi tuşlarıyla internet sayfalarında zum işlemlerini yapabiliyorsunuz. Bu özellik, mobil telefonlara göre tasarlanmamış olan web sayfaların görüntülenmesini kolaylaştırıyor. İnternet konusunda, telefonun SIM kilidi sebebiyle standart olarak, çeşit servislere sahip olan Vodafone Live menüsünü kullanabiliyorsunuz.

Samsung F700 Yazılım

Samsung F700 Yazılım

Samsung PC Studio yazılımı

Samsung PC Studio yazılımı Samsung F700 cep telefonu eşliğinde standart olarak geliyor. Telefonu bir kişisel bilgisayara bağlar bağlamaz ekranda üç tane seçenek beliriyor: Medya çalar, PC Studio ve yığın bellek. PC Studio yazılımı telefon rehberini, mesajları, telefondan yedekleri değiştirmenizi ve doğal olarak telefondan bilgisayara fotoğraf ve video görüntülerin aktarılmasını sağlıyor. PC Studio yazılımının telefon üzerindeki verileri aktarması biraz zaman alıyor. Veri aktarımının en hızlı yöntemi yığın bellek modu. Bu modun tek eksik noktası sadece bellek kartından veri okuyabilmesi.

 

Samsung F700 batarya

Samsung F700 batarya

Samsung şarj bağlantısı

Samsung şarj bağlantısı

Samsung QWERTY klavye

Samsung QWERTY klavye

 

Samsung F700 Müzik çalar

Samsung F700 Müzik çalar

Samsung F700 MP3 çalar

Samsung F700 akıllı cep telefonu çeşitli müzik dosyası formatlarını destekliyor. Telefonun MP3 çalar fonksiyonuna ana menüden ulaşılıyor. Müzik çalar fonksiyonunu kullanırken şarkıları hızla ileri alma veya sıradaki diğer şarkıya geçme işlemleri dokunmatik ekran üzerinden gerçekleştiriliyor. Ancak telefonun radyo özelliği maalesef bulunmuyor. Mevcut kulaklık iki parçadan oluşuyor. Kulaklığın telefona takılan ucunun standart kulaklık bağlantısına sahip olması harika. Bu sayede telefonla birlikte dilediğiniz bir kulaklığı kullanabilme imkânına sahip oluyorsunuz.

Samsung F700 Uygulamalar

Samsung F700 Uygulamalar

Microsoft belge gösterici

Samsung F700 akıllı cep telefonu dijital fotoğraflar, video görüntüler izlenip müzik parçaları dinlenebildiği gibi aynı zamanda Microsoft Word, Excel ve PowerPoint formatlı belgeler de görüntülenebiliyor. Ancak telefonun bu fonksiyonu belgeleri sadece görüntülemeye olanak tanıyor, belgeler üzerinde herhangi bir değişiklik yapamıyorsunuz. PowerPoint belgeler gayet okunaklı görüntüleniyor. PowerPoint formatlı belgeler telefonda kolaylıkla kullanılıyor ve bu belgeler tıpkı el broşürleri gibi son derece etkileyici bir sunum sağlıyor. Ancak maalesef diğer türdeki belgelerin okunması daha zor. Zum yapabiliyorsunuz fakat bu durumda da ekranda kaydırma yapmak zorunda kalıyorsunuz.

Samsung F700 smartphone göz alıcı tasarıma sahip bir cep telefonu. Telefonun dokunmatik ekranı gayet iyi bir performans sergiliyor ve hemen hemen her şeyi net bir şekilde görüntülüyor. Kayarak açılan klavye metin mesaj yazmada harika bir çözüm sunuyor. Telefonun kullanım özelliklerine alışmanız sadece bir gün kadar sürecektir. Bu sürecin ardından hiçbir şeyin eksikliğini hissetmiyorsunuz. Menü seçenekleri üzerinde kaydırma yaparak dolaşmak her zaman o kadar kolay olmuyor, hatta telefonun yatay pozisyonda kullanıldığı zamanlarda durumum daha da zorlaştığı oluyor. Öte yandan, fotoğraflar üzerinde kolaylıkla dolaşılabiliyor. Telefonun internet tarayıcısı gayet iyi çalışıyor ve hemen her türlü web sayfası okunaklı bir şekilde görüntüleniyor. Samsung F700 akıllı cep telefonu; iş dünyası kullanıcıları açısından eğlenceli yönleri bir miktar fazla olsa da sıklıkla metin mesajları yazmayı seven ve teknik cihazlardan hoşlanan kullanıcıların beğeneceği çok yönlülüğüyle mükemmel bir seçim olabilecek bir ürün.

Samsung F700 test

 

Samsung kulaklıklar

Samsung kulaklıklar

Samsung batarya

Samsung batarya

Samsung dijital kamera

Samsung dijital kamera
12May

Çinde Deprem 7.4

Deprem Yerin 33 kilometre derinliğinde meydana geldi

Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinde meydana gelen depremde en az 3 kişinin öldüğü yaklaşık 300 kişinin yaralandığı bildirildi.

Yeni Çin Haber Ajansı’nın haberinde, Richter ölçeğine göre 6.4 büyüklüğündeki depremin merkezinin, yetiştirilen çayla ün kazanan Puer şehri olduğu kaydedildi.

Yerel halkın panik içinde evlerini terk ettiği ve bazı evlerin yıkıldığının belirtildiği haberde, Myanmar, Laos ve Vietnem sınırı yakınındaki Puer şehrine kurtarma ekibi ve 5 bin çadır gönderildiği ifade edildi.
Ağustos ayında Yunnan eyaletinde meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremde 2 kişi ölmüştü. Aralık ayında da Tayvan Adası’nda meydana gelen iki deprem,

Çin’in güneyi ve Hong Kong bölgesinde hissedilmişti.

11May

General Mobile DST3G Cool

İletişim, eğlence ve haberleşmeyi bir arada sunan mobil cihazlar üreten General Mobile, 3G (3. Nesil) teknolojisini çift sim kart teknolojisiyle bir araya getirdiği yeni ürünü DST3G Cool’u Gençcell aracılığıyla Türkiye’ye getiriyor. Dünya lansmanı Almanya’daki Cebit 2008 Bilişim Fuarı’nda yapılan General Mobile DST3G Cool, şimdi de Türk kullanıcısı için görücüye çıkıyor. Mayıs ayından itibaren Türkiye’de kullanıcısı ile buluşacak olan DST3G Cool, Swiss Otel’de yapılan toplantı ile tanıtıldı.

General Mobile DST3G Cool

 

General Mobile DST3G Cool cep telefonu

3G desteği sunacak olan DST3G Cool ayrıca FM radyoya, iki hatta Bluetooth kullanımına olanak sağlıyor. UMTS “3G”, EDGE, GPRS, MMS, SMS, Email desteği sunan DST3G Cool, UMTS ve GSM bir arada kullanıldığında, iki hat aktif sadece UMTS veya tek hat olarak kullanıldığında 5 gün bekleme süresine sahip. DST3G Cool’un standart kutusunda 3 pil yer alıyor.

 

Muzaffer Golcu 

 

General Mobile Muzaffer Gölcü

Toplantıda konuşan General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, 3G teknolojisinin dünyada olduğu kadar Türkiye için de çok önemli olduğunu ifade etti. Teknolojinin çok hızlı şekilde geliştiğini anlatan Gölcü, “General Mobile olarak teknolojinin çok ilerisinde olmak için çalışıyoruz. Yeni ürünlerimiz de bunun bir göstergesi… Dünya için de yeni olan 3G teknolojisi ile uyumlu ürünlerimiz ile bu konudaki öncülüğümüzü sürdürüyoruz. 3G teknolojisini çift sim kart teknolojisi buluşturduğumuz yeni ürünümüzü Türk tüketicisinin kullanımına sunuyoruz” dedi.

 

General Mobile DST3G Cool 

 

General Mobile DST3G Cool

MP3, MPEG4, 3GP oynatıcıya, stereo speaker’a, 2 adet değiştirilebilir menü görüntüsüne, arka plan olarak hareketli flash uygulamasına sahip olan DST3G Cool, 2GB’lık hafıza kartı ile destekleniyor. Kişiselleştirmede sınır tanımayan DST3G Cool, menüsündeki profiller bölümünden yapacağınız ayarlama ile SIM1 için toplantı moduna geçerken, SIM2 için dışarıda modu ile çağrıları iletebiliyor. Ergonomik dizaynı ile de göz alan DST3G Cool hem 3G ile görüntülü konuşmayı hem de hızlı internet bağlantısını destekliyor.

11May

Görme engelliler için cep telefonu

National Federation of Blind (Ulusal Görme Engelliler Federasyonu) ve Kurzweil Technologies’in araştırma ve geliştirme çalışmalarını bir araya getiren bir firma olan K-NFB Reading Technology, görmekte veya okumada zorluk çekenlerin, görme ve öğrenme engellilerin kullanabileceği devrim niteliğindeki ürün serisini duyurdu. Firmanın dünyaca ünlü okuma yazılımı özel olarak tasarlanarak Nokia N82 cep telefonuna entegre edildi ve tarihteki en küçük boyutlu, metni konuşmaya çeviren okuma cihazı elde edilmiş oldu.

Gorme Engelliler Icin Cep Telefonu 

 

knfbREADER & kREADER

Cebe sığan ölçülerdeki cihaz kullanıcıların fotoğraf çekmelerine ve tek bir tuşa basarak çoğu basılı belgeyi okuyabilmelerine olanak tanıyor. Kullanıcılar belgeleri ekranda izleyebilirken, görme engelli kullanıcılar bilgisayar tarafından okunan belge içeriğini dinleyebiliyor ve öğrenme engelliler de telefonun geniş ekranı sayesinde metinleri büyütebiliyor, takip edebiliyor ve işaretli okuma sayesinde belgeleri izleyebiliyorlar. Telefonun metni sese çevirme işretli izleme fonksiyonu öğrenme engellilerin belgeleri takip etmelerini kolaylaştırıyor.

 

Nokia N82 cep telefonu

Tasarım harikası modellerden biri olan Nokia N82 cep telefonunda bulunan Symbian işletim sistemine entegre edilmiş yüksek çözünürlüklü kamera ve Reader fonksiyonu mevcut en iyi karakter tanıma yazılımının metni sese çevirme teknolojisi ile birlikte kullanımına olanak tanıyor. Kullanıcı tüm bu özelliklere avuç içine sığan tek bir cihaz ile sahip olabiliyorlar. Cihazın benzersiz akıllı görüntü işleme yazılımı çekilen görüntülerin maksimum kalitede elde edilmesine olanak tanıyor.

 

Görme engelliler için knfbREADER cep telefonu

National Federation of Blind Başkanı Dr. MARC Maurer’in görüşleri şöyle: “Daha önce görülmemiş seviyede esneklik ve yeteneğe sahip olan knfbREADER mobil telefon görme engelli kullanıcıların basılı evraklara ulaşımını benzersiz bir şekilde kolaylaştırıyor. Teknoloji tarihinde daha önce hiçbir cihaz basılı materyallere böylesine hızlı ve pratik erişimi taşınabilir boyutlarda sunmamıştı. Görme engellilerin de eşit fırsatlara sahip olmasını destekleyen National Federation of Blind (Ulusal Görme Engelliler Federasyonu) olarak READER cihazının görme engellilere büyük özgürlük kazandıracağına inanıyoruz. Cihaz sayesinde iş yerlerinde, okullarda, evlerde ve her yerde performans artacaktır. READER sayıları giderek artan görme engellilerin ve yaşı ilerledikçe görme yetisini kaybeden insanların yaşam kalitesini büyük oranda arttıracaktır.”

 

Cep telefonu eşliğinde Reader kullanımı

Bu teknoloji sayesinde görme engelli kullanıcılar da, günümüz cep telefonlarının video, müzik, GPS, kablosuz iletişim, fotoğraf, e-posta, mesajlaşma, takvim ve ajanda gibi gelişmiş özelliklerini rahatlıkla kullanabilecekler. Toplam 119 gram ağırlığa sahip olan Reader ve cep telefonu kombinasyonu ile ekstra bellek satın alınarak binlerce sayfa belge depolanabiliyor.

 

knfbREADER Mobile kullanıcı dostu arayüz

“knfbREADER Mobile, ister menü, isterse metin tabanlı belge olsun tüm yazılı metinlere anında ulaşmamı sağlıyor, ” diyen K-NFB Reading Technology Inc. İş Geliştirme Başkanı ve ürünün görme engelli kullanıcılarından biri olan James Gashel sözlerine şöyle devam ediyor: “Çok sayıda insan bu tür cihazların yanı sıra cep telefonu da taşıyor. Bu yenilik, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu tüm fonksiyonları tek bir cihazda birleştirmesi ve birden çok cihaz taşımaya son vermesi açısından oldukça heyecan verici. Reader’ın basit kullanıcı arayüzü ilerleyen yaşları nedeniyle görme yeteneğini kaybeden kullanıcılar için de ideal bir ürün.”

 

Engelliler için cep telefonu

“Basılı materyallerin görüntü olarak büyütülebilmesi veya sese çevrilmesi teknolojisi, daha önce hiç yapamadıkları şekilde bunları okuyabilmelerine ve duyarak anlayabilmelerine olanak tanıyarak milyonlarca Amerikalının yaşamını çarpıcı bir biçimde değiştirdi,” diyen K-NFB Reading Technology INC.’in başkan ve CEO’su Ray Kurzweil sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yenilikçi gelişme engelli kişilerin daha önce hayalini dahi kurmadıkları fırsatlar doğurmuş durumda. Optik karakter okuma teknolojisi gittikçe daha da küçülen cihazlara entegre edilerek basılı materyallere ulaşım neredeyse anında gerçekleşen bir işlem haline gelmiş durumda.”

09May

Google İşletme Çözümleri

AdWords ile Google’da reklam yayınlayın

AdSense ile gelir elde edin

Bilgilerinizi Google’a yükleyin

Web sitenizi zenginleştirin

Üretkenliğinizi artırın

09May

HTC Touch Diamond

HTC yeni modeli HTC Touch Diamond cep telefonunu duyurdu. Yeni HTC mobil telefon yenilikçilik ve derin tutkuların tasarım ve sadelikle harmanlanmasıyla ortaya çıkmış. Şık bir tasarıma ve titiz bir işçiliğe sahip olan HTC Touch Diamond cep telefonu kompakt boyutları ve internet üzerinden oyun özellikleriyle dikkat çekiyor. Sahip olduğu TouchFlo 3D teknolojisi sayesinde HTC Touch Diamond mobil telefonda 3 boyutlu dokunmatik ekran kullanılabiliyor. HTC Diamond Touch, cep telefonu anlayışına yeni bir bakış açısı getiriyor.

HTC Touch Diamond

 

HTC Touch Diamond 3D dokunmatik ekran

HTC, TouchFlo 3D olarak adlandırılan yeni arayüzü ile dokunmatik ekran alanında yeni bir adım atıyor. TouchFlo 3D teknolojisi kullanıcıların mesajlaşma, e-post gönderme, fotoğraf, müzik, hava durumu ve benzeri gibi daha birçok fonksiyona eğlenceli bir yöntemle ulaşmalarına olanak tanıyor. Aynı zamanda HTC bu modelinde etkileşimli kullanım sağlayan dokunmaya karşı duyarlı yeni kontrol özelliklerini de sunuyor.

 

HTC Touch Diamond kamera

 

HTC Touch Diamond Yeni mobil web tarayıcı

HTC Touch Diamond cep telefonu HSDPA 7.2Mbps ve HSUPA kablosuz bağlantı ve geniş bant bağlantı özellikleriyle yepyeni bir internet deneyimi sağlıyor. Firma bu modelinde yer verdiği yeni kişiselleştirilebilir mobil web tarayıcı fonksiyonu sayesinde kullanıcıların web sayfalarını kolay bir şekilde görüntüleyebilmesine ve sayfalarda dolaşabilmesine olanak tanıyor. Kullanıcılar bu yeni geliştirilmiş web tarayıcı aracılığıyla sayfalara tek ellerini kullanarak zum yapabiliyor, sayfaları kaydırabiliyorlar ve ayrıca özellikle ekrana uyum sağlayacak şekilde ayarlanmış içerikleri görüntüleyebiliyorlar. Telefon yan yatırılınca web sayfaları da dikey görüntülemeden otomatik olarak yatay görüntülemeye geçiyor.

 

HTC Diamond telefon

 

HTC mobil telefon YouTube uygulaması

Touch Diamond model cep telefonunda web tarayıcının yanı sıra HTC’nin geliştirdiği kişiselleştirilmiş yeni YouTube uygulaması da bulunuyor. Uygulama sayesinde YouTube videolarının yanında mobil harita ve trafik bilgilerinin Google Maps ile kullanımı da sağlanmış.

 

Touch Diamond HTC 

 

HTC Diamond Touch hızlı internet bağlantısı

“Touch Diamond modeli ile HTC, cep telefonu evriminde, geniş bant hızlarından taviz vermeden güzellik ve boyutların bir arada buluştuğu yeni bir alana işaret ediyor” diyen HTC Corp. Başkanı ve CEO’su Peter Chou sözlerine şöyle devam etti: “HTC Touch Diamond webde dolaşımı ve web uygulamalarını telefon arama işlemleri kadar pratik ve kolay hale getirecek.”

 

HTC Touch Aksesuarlar 

 

Geometrik yüzeyler ve metal gövde

HTC Touch Diamond cep telefonu kullanım özellikleri ve fonksiyonlardan ödün vermeden, kullanıcının eline mükemmel bir şekilde oturacak şekilde büyük bir hassaslıkla tasarlanmış. Kontrast sağlayan tasarım öğeleri ile benzersiz geometrik yüzeyleri bir araya getiren HTC Touch Diamond kullanıcının kişisel tarzını ortaya koyuyor.

 

HTC Touch Diamond 

 

HTC Touch Diamond Entegre dijital kamera

HTC Touch Diamond cep telefonu özellik ve fonksiyonları açısından mobil telefon kavramına yeni boyutlar katıyor. Telefonun 2.8 inç (7.1 cm) büyüklüğündeki ekranı web sayfalarının ve fotoğrafların rahatlıkla izlenmesine olanak tanıyor. Telefonun dijital kamerasında bulunan optik otomatik netleme özelliği kaliteli dijital fotoğraflar çekilmesini sağlıyor.

 

HTC Diamond Touch 

 

Orange Diamond Touch

“HTC ile olan uzun süreli işbirliğimiz süresince HTC, telefon konseptlerini bizlerle paylaştı ve ilk aşamadan bu yana bizimle birlikte çalıştı” diyen Orange yetkililerinden Olaf Swantee bu birlikteliğin kendileri için çok önemli olduğunu ve gerçek multimedya deneyimin cep telefonundan öte bir şey olduğunun farkında olduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “”Bizim yaklaşımımız; en iyi cep telefonlarını seçip test ederek uygulamalarımızı entegre etmek,  Orange World portalına ulaşımlarını sağlamak, en uygun tarifeleri kullanıcı dostu bir arayüzle sunmak ve mükemmel müşteri desteği sağlamak yönündedir. Orange Touch Diamond ile kullanıcıların en son teknoloji yeniliklerimizden yararlanmasını sağlayan eşsiz bir cep telefonu yarattık.”

 

HTC Touch Diamond 

 

HTC Touch Diamond Özellikleri

  • Boyutlar: 102 x 51 x 11.33 cm
  • Ağırlık: 110 gram
  • WCDMA / HSPA: 900/2100MHz. HSDPA 7.2 Mbps ve HSUPA bağlantı
  • İşletim sistemi: Windows Mobile 6.1 Professional
  • Ekran: 2.8 inç (7.1 cm) VGA dokunmatik ekran
  • Kamera: 3.2 megapiksel + video arama özelliği
  • Dahili Hafıza: 4GB dahili bellek, 256MB flash, 192MB RAM
  • Bluetooth: EDR ile 2.0
  • Kablosuz bağlantı: WiFi 802.11b/g
  • GPS: GPS/AGPS
  • Arayüz: HTC ExtUSB (mini-USB ve audio jack bir arada; USB 2.0 High-Speed)
  • Batarya: 900 mAh
  • Konuşma süresi: 4 saate kadar
  • Bekleme süresi: 300 saat (Push e-mail ile 100 saat)
  • Yonga: Qualcomm MSM 7201A 528MHz

 

HTC Diamond 

 

HTC Diamond Touch piyasaya çıkış tarihi

HTC Touch Diamond cep telefonu haziran ayından itibaren Avrupalı tüketicilerin beğenisine sunulacak. Cihaz, Asya ve Orta Doğu ülkelerinde ise yılın bu çeyreği içerisinde piyasa sürülecek. HTC Touch Diamond’un Kuzey Amerika ve Latin Amerika piyasalarına sunumunun 2008 yılını ikinci yarısında gerçekleşmesi bekleniyor.

07May

Erken Eğitim

Yeni bir çocuğun aile hayatınında önemli bir değişikliğe yol açar. Aile üyeleri yeni gelen bebekle ilgili çeşitli beklentiler içine girerler. Bebek engelli yada sağlık problemi olduğunda bu durum ailede büyük hayal kırıklığı yaratır. Bu dönemde ailenin ve çocuğun yoğun desteğe ihtiyaçları olur. Bu destekte ilk adım ailenin çocuğa yeterli desteği verebilmesi için güçlendirilmesidir. Aile danışmanlığı adı altında danışmanlık hizmetleri anne babaların kendilerine ve çocuklarına ilişkin duygu ve düşüncelerini anlamalarına yardım eder. Günümüzde engelli çocuğa ve ailesine yönelik verilen hizmetlerde ailenin bir bütün olarak ele alınması yaklaşımı benimsenmektedir. Bu yaklaşıma göre engelli çocuğun ailelerine yönelik hizmetleri; bilgi verici yaklaşımlar, psiko-terapötik yaklaşımlar, anne baba eğitim programları başlığı altında toplamak mümkündür. Ailenin olaya hazırlanmasının yanı sıra çocuğun eğitimininde bu dönemde planlanması önemlidir. Bebeklik yılları ve okul öncesi dönem çocuklara bir çok beceriyi kazandırmak için kritik dönemlerdir. Eğitim ve gelişimin ileriki basamakları için alt yapıyı oluşturan bu dönemde çocukların erken eğitim programları içine dahil edilmeleri önemlidir. Yaşamın ilk yıllarında erken müdahale programlarına katılanların katılmayanlara veya geç başlayanlara göre zihinsel kazanımlarının daha iyi olduğu vurgulanmaktadır. Erken eğitim programları 0-3, 0-6 yaş engelli yada engelli olma riski taşıyan bebekler ile ailelerine sağlanan farklı şekillerde uygulanabilen sistematik destek programlarıdır.
Erken eğitim programları ile otizmli çocukların gelişimlerinde de olumlu sonuçlar alınmaktadır. Erken eğitim programları farklı yaklaşımları içeren modelleri kapsar bunlardan bazıları yoğun müdahale programlarını temel alan yaklaşımlardır.
Otizmin de erken dönemde tespit edilmesi ve otizmli çocukların erken eğitim programları içine alınmaları onların problemlerinin çözümlenmesinde pozitif etkileri olacaktır. Öncelikle son yıllarda otizmin erken dönemde tespit edilmesine yönelik çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Araştırmacılar otizmin erken belirtileri üzerine odaklaşan araştırmalara ağırlık vermişlerdir. Geliştirilen ölçekler trama testleri ile otizm belirtilerini gösteren çocukların erken dönemde bilirlenmesi ve müdahale programları içine alınması üzerinde durulmaktadır. Örneğin; ‘’RED FLAG’’ işaretlerle bir çocuğu değerlendirdiğimizde bu çocuk hakında kısa sürede bazı ip uçları edinebiliriz.
*12 aylıkken bebekte ba-ba ma-ma gibi hece tekrarlarının olmayışı
*12 aylık bebekte gösterme, işaret etme, uzanma ve el sallamanın olmayışı
*16 ay civarında kelimlerin olmayışı
*24 aylık bir bebekte anlamlı cümlelrin olmayışı
*Herhangi bir yaşta babbling, sosyal beceri ve kelime kaybının ortayaçıkışı
Çocuklarda becerilerin birinin veya bir kaçının olmayışı bize gelişimsel bir farklılıkla ilgili bir ip ucu verebilir.

Erken eğitim çalışmalarında programa katılacak anne babaların ve bebeklerin gereksinmeleri içinde yaşadıkları kültürün yapısı, uygulamacıların kuramsal eğilimleri ve sosyal politikalar temel alınarak farklı amaçlar ve içeriklerde olabilir.genel olarak erken müdahale ve özel eğitim programlarının amaçları bu alt başlıkları kapsar;

1-Olası gelişim gerliklerini önleme, çocuğun gelişimini engelleyecek risk faktörlerini ortadan kaldırmaya çalışma.
2-Engelin davranış gelişiminine etkilerini belirlemek, davranış gelişimi ve değişimini sağlamak
3-Engelli bebekle ona bakım veren kişiler arasındaki etkileşimin geliştirilmesi
4-Engelli bebekte pozitif değişiklikler yaratma vasıtası ile aile sistemini etkilemek

Bir çok avrupa ülkesinde erken özel eğitim hizmetleri 60’lı yılarda başlamıştır. A.B.D ‘de 1986 yılında çıkarılan yasa ile 0-3 yaş arası enngelli bebek ve ailelerin gereksinimlerine yönelik programların hazırlanması zorunlu hale getirlmiştir. Ülkemizde 2000 yılında yürürlüğe giren M.E.B Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde, 0-36 ay arasındaki çocuklar için eğitimin ailenin desteklenmesi, bilgilendirilmesi temelne dayanarak eğitimin planlanlanarak ailenin ve çocuğun desteklenmesi bilirtilmiştir.
Amerikada yürütülen early start programında 0-36 ay arası çocuklara hizmet verilmekte, değerledirilen çocuklar aşagıdaki kriterlerden en az birini gösteriyorsa çocuk hemen bu proğrama dahil edilmektedir.
*Bilşsel, iletişimsel, sosyal duygusal, adaptif, fiziksel ve motor gelişimde ve ayrıca görme ve işitmeyide içine alan gelişimsel gerilik
*Çocuğu etiyolojisinde bilinen risk durumu
*Gelişimsel güçlüğe sahip olma riski
Early Start ‘da hizmetler değerlendirme, erken müdahale hizmetlerin koordinasyonunu içerir.Hizmetlerde çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının değerlendirilmesi temel alınır. Bireysel müdahale planı aşağıdaki hizmetleri içerir.
1-Assistive teknoloji
2-Odyoloji
3-Aile eğitimi danışmanlığı ve ev ziyaretleri
4-Sağlık hizmetleri
5-Medika tanılama ve değerlendirme hizmetleri
6-Hemşirelik hizmetleri
7-Beslenme hizmetleri
8-Occupational terapi
Ülkemizde otizmli çocukların erken dönemde tespiti ve müdahale programlarına alınmalarına yönelik çalışmalar yenidir. Otizmin belirtilerinin erken dönemde tespitine yönelik taramaların ülke genelinde yaygınlaştırılması ve risk grubunda olan çocukların uygun müdahale programları içine yerleştirilmesine imkan verecek merkezlerin kurulması problemlerin aşılmasında kolaylık sağlayacaktır.
Yeşim Fazlıoğlu
Yardımcı Doçent Doktor

07May

Eğitimde Duyusal Farklılıkları Dikkate Almak

Bundan önceki dört yazıda açıklamaya çalıştığım, otizmli bireylerin bilişsel farklılıklarını hatırlarsak, çocuğun neleri öğrenmeye hazır olduğunu belirlemek kadar nasıl öğreneceğini belirlemek de önemlidir. TEACCH yaklaşımı, bireysel değerlendirme için çocuklarda PEP-R, ergen ve yetişkinlerde AAEP testlerini kullanarak eğitime nereden başlanacağına ve nereye kadar gidilebileceğine karar vermek gerektiğini, böylece program yapılacak birey için ne düşük ne de yüksek beklentiler değil, gerçekçi beklentilerle çalışmaya başlamayı vurgular. Ayrıca başlangıç değerlendirmesine göre belirlenmiş bireysel eğitim programının (BEP) devamlı ve düzenli aralıklarla yapılan değerlendirmelerle, gelişmelerin ve buna göre yeni hedeflerin belirlenmesi, eğer sorun varsa nedenlerinin araştırılması ve çözümlenmesi gerektiğini belirtir.

Bütün özel eğitime gereksinimi olan çocuklarda olduğu gibi otistiklerde de başlangıç değerlendirmesi yapmak ve BEP hazırlayarak çalışmaya başlamak ve 3-6 ay gibi düzenli aralıklarla değerlendirme yapmak, özel eğitimin en temel ve vazgeçilmez ilkelerindendir. Bu nedenle hangi eğitim programı kullanılırsa kullanılsın ailelerin çocuklarının değerlendirmesinin sonuçlarını öğrenme, hatta bu değerlendirme sürecinde yer alma, hazırlanan ve uygulanacak olan bireysel eğitim programına (BEP) katılma hakları olduğunu bilmeleri gerekir. Kurumlarını ve eğitimcilerini bu yönde zorlamaları, denetlemeleri onların aile olarak en önemli görevleridir. Otizmi ve otizme özgü programları bilen eğitimcilerin yeterince olmadığı ülkemizde, ailenin bu beklentilerini yansıtmaları daha da önemli olmaktadır.

Otizmli bireylerde NE çalışılacağının belirlenmesi kadar, eğitsel hedeflerin NASIL? hangi hedefin, hangi aktivitelerle ve hangi materyallerle çalışacağına karar vermek de önemlidir.Bu nedenle TEACCH yaklaşımı otizimli bireyleri anlamayı, güçlü yanlarından, ilgi alanlarından, sevdikleri şeylerden (oyunlar, aktiviteler, kişiler, durumlar. vb) yararlanmayı, böylece onların öğrenmeye dair motivasyonlarını arttırmayı eğitimsel ilkeleri olarak benimsemiştir.

Otizimli bireylerin iletişim becerilerini ve ifade edici dillerini geliştirme amacıyla bir program geliştirmiş olan Hanen yaklaşımı da “otizmin doğasından” kaynaklanan özelliklere uygun stratejileri kullanmayı tercih eder. Bu amaçla bireyin;

duyusal tercihlerini,
iletişim tarzını
dil gelişimi düzeyini,
ne için ve nasıl iletişim kurduğunu,
öğrenme tarzını ( ezbere, görsel, geştalt, vb) belirlemeyi gerekli görür.
Bu nedenle bu yazıda her iki programın da üzerinde durduğu, eğitimde duyusal tercihlerden yararlanma yaklaşımın neden önemli olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Otizmli bireylerin görme, işitme, tatma, koklama, hareket ve acıyı hissetme duyularında işlemleme farklılıkları olduğu bilinmektedir. Bize tuhaf gelen ellerini sallama, parmaklarını izleme, dönen veya parlak nesnelerden gözünü alamama, vücuduyla veya eli ile yüzeylere sürtünme, koltuk, dolap gibi eşya köşelerine girme, pürüzlü, yumuşak bazı nesnelere dokunmaktan hoşlanmama, bazı renkteki, kokudaki yiyecekleri yememe veya tuhaf yiyecek tercih etme, her gördüğü nesneyi koklama, yalama veya ağzına sokma, sürekli sallanma veya ardı ardına bazı hareketleri tekrarlama ve bunlara benzer pek çok faklı tepki örneklerini, aileler ve eğitimciler olarak gözlemlemişizdir.

Bazı otizmli çocuklar, belli başlı bazı duyumlara AŞIRI DUYARLI olabilir. Bu durumda, duyumun miktarı çok az olsa bile onu uyarmaya yeterli olabilir; huzursuz olma ve kaçınma davranışı gösterirler. Örneğin sese aşırı duyarlı bir çocuk bizim için normal tonda olan konuşma sesimize, normal tonda herhangi bir sese tepki gösterebilir, kulağını tıkayabilir veya çığlık atarak rahatsızlığını yansıtabilir.

Dokunulmaya karşı aşırı duyarlı olan Temple Grandin, “Resimlerle Düşünmek” kitabında “anımsayabildiğim en eski zamanlardan beri, kucaklanmaktan nefret etmişimdir. Sarılmanın vereceği hoş duyguları yaşayabilmek isterdim; ancak, bu bana dayanamayacağım kadar bunaltıcı gelirdi. Sanki büyük, boğucu bir uyarım dalgasıydı ve vahşi hayvanlar gibi tepki verirdim. Dokunulmak, bir düğmeye basılmış gibi, kaçış arzumu tetiklerdi. Aşırı yüklenirdim ve genellikle aniden silkinip uzaklaşmam gerekirdi” diyor. Bizler de sarılmaktan, öpülmekten hoşlanmayan yani dokunmaya aşırı duyarlı pek çok otizmli çocukla karşılaşmışızdır.

Bazı otizmli çocuklar ise, bazı duyumlara AZ DUYARLI olabilir. Böyle çocuklar için normal düzeyde uyarım yeterli olmaz, daha fazlasına gereksinim duyarlar. Örneğin, sese az duyarlı otistik çocuk, çok yüksek sesli TV veya müzik dinler, yüksek sesli uyaranlardan hoşlanır.

Harekete az duyarlı bir çocuk sürekli zıplar, atlayıp koşar, sallanır, çok aktiftir. Halbuki harekete aşırı duyarlı bir çocuk ise, az hareket eder, merdiven inmekten korkar, pasiftir. Duyumlara az duyarlı olup da pasif olan çocuklar da vardır. Çevrelerindeki dünyaya çok zor tepki verirler çünkü ondan yeterince uyarım alamazlar.

Otizmli bir çocuğun karmaşık tepkilerinin olması mümkündür, bir duyumda aşırı duyarlıyken başka bir duyumda az duyarlı olabilir veya bazı duyumlarda normal tepkileri varken bazılarında az ya da çok duyarlı olabilir. Duyusal tepkileri normal veya normale yakın otizmli çocuklar da vardır. Bu çocuklar herhangi bir duyusal uyarana az veya aşırı tepki göstermeyebilirler.

Çocuğun sevdiği, daha fazla gereksinim duyduğu (az duyarlı olduğu) ve sevmediği, kaçındığı (çok duyarlı olduğu) görsel, işitsel, koku-tat, hareket, dokunma ile ilgili tercihlerine duyusal tercihleri denmektedir. Otistiklerin uyaranlara yönelik farklı duyusal tepkileri, NASIL ÖĞRENECEĞİNİ etkiler.

Otizmli bireylerin uyaranlara karşı aşırı veya düşük tepki verdiği ve bunun nedeninin, bozulmuş duyusal girdiler, işlemleme bozuklukları olabileceği 1980′li yıllarda bazı bilim adamlarınca belirtilmiştir; ancak ne yazık ki pek çok eğitimci bu gerçeğe kulaklarını tıkamış, çocukların çığlık atma, duvara, masaya vurma vb. pek çok tepkisini katı davranış değiştirme yöntemleriyle önlemeye çalışmış ve duyusal sorunların etkisini gözardı etmiştir.

Otistik özellikleri olan çocukların bir çoğu, konuşmaya az duyarlıdır ve genelde tepki vermezler hatta başka sesler de onları rahatsız eder. Eğer çocuğun konuşma seslerini duymada sıkıntısı varsa, yani sese az duyarlı ise söylediğinize dikkat etmesi onun için çok zor olacaktır

TEACCH ve HANEN programı, ailenin ve eğitimcinin çocuğun duyusal tercihlerinin farkına varmasının, onu daha iyi anlamasına yardımcı olacağını, özellikle iletişim kurmaya nerden başlayabileceği konusunda ipucu vereceğini vurgulamaktadır. Örneğin harekete az duyarlı olduğu için zıplamaktan hoşlanan bir çocukla birlikte zıplamak iletişim başlatmak için iyi bir yol olabilir. Ya da sözel taklit çalışmasını trambolinde zıplarken yaptırmak, çocuk hoşlandığı bir aktiviteyi yaptığı için daha çok motive olmasını ve daha kolay iletişim kurmamızı, işbirliği geliştirmezi sağlayacaktır. Bu nedenle çocuğun masa başında çalışmaya direnç gösterdiği bu hedefin daha etkili, daha keyifli kazanılabilmesi sağlayabilecektir.

Veya dokunulmaktan aşırı yüklenip kaçmak istediğini belirten “dokunmaya katlanmanın, eylemi başlatan kişi kendileri olduğunda çok daha kolay olduğunu” belirten Grandin gibi donulmaya aşırı duyarlığı olan bir çocuğa aniden sarılmamak, onun fiziksel iletişimi başlattığı durumları değerlendirmek ve onu duyusal uyarım bombardımanına tutmadan derece derece fiziksel teması arttırmak, nazik ve hafif ısrarcı olmak iletişimimizi geliştirmede etkili olacaktır.

Görme aşırı duyarlığı olan bir çocuğu lamba ışığı arkadan gelecek şekilde oturtarak çalışmak gibi küçük düzenlemelerin gerginliğini gidererek çocuğu rahatlatacağını kolayca gözlemleyebiliriz. Bu nedenle özellikle yeni ve zor becerilerin çalışılmasında çocuğun tercih ettiği duyuları kullanmak önemlidir. Çocukla işbirliğimiz arttıkça ve becerileri çoğaldıkça kaçındığı duyulara nazik ve yavaşça, adım adım yaklaşım göstermek, aşırı uyarım bombardımanına tutmadan strese girmesine, acı çekmesine neden olmadan yapılmalıdır.

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, çocuk bilgiyi tercih ettiği duyularıyla almaya başlayınca, dikkatini daha fazla yoğunlaştırabilecek ve daha çok şey öğrenebilecektir. Çocuğun duyusal tercihlerini tanımlayarak, hangi aktivitelerin onun için daha hoş ve motive edici olduğunu bilmek mümkün olacaktır.

Grandin’in söylediği gibi, “daha fazla doktor ve eğitimci, bu (duyusal) farklılıkları algıladıkça, otistik özellikler gösteren daha fazla çocuk içine düştüğü korkunç tecritten kurtulma şansını, daha erken yaşlarda yaşayacaktır”.

Ailelerin ve eğitimcilerin çocuklarının duyusal uyaranlara tepkilerinin aşırı olup olmadığına karar verebilmeleri için HANEN programını kullananlar, bu programın gözlem formlarından yararlanırlar.

Bu programları kullanmayan aileler ve eğitimcilerin ise kendi hazırladıkları gözlem formlarıyla çocuğun duyusal tercihlerini kolaylıkla gözlemlemeleri ve belirlemeleri mümkündür. Hangi programla çalışırsak çalışalım duyusal tercihleri dikkate almanın otizmli çocukları rahatlatacağını unutmayalım.

Bu bilgilerden yararlanarak yapacakları çalışmalarda hem çocuğun motivasyonun ve katılımının arttığını, hem de davranış problemlerinin azaldığını sevinerek gözlemeniz dileğiyle, iyi çalışmalar.
Alev Girli
Yardımcı Doçent Doktor