Okullarda Farklıların Dışlanmasına Devam Edilmekte
Zor öğrenen bir çocuksanız, veya davranışlarınızla sınıfa uyum göstermekte güçlük çekiyorsanız, ülkemizin bir çok okulunda, işiniz zor. Dışlanabilirsiniz, yetersizlikleriniz yüzünüze vurulabilir, okulla zaten zor olan uyumunuz iyice bozulabilir. Bu durumu düzeltmek için anne-babanın üstüne düşenler olduğu kadar, eğitim “sistemi”nin de belli rolleri var. Buna rol değil de, yükümlülük diyebiliriz. Öte yandan, okullarla aileleri dertleriyle başbaşa bırakmaksızın, “sistem”in imkanlarını çoğaltmak, sınıfları küçültüp, öğretmenlere psikolojik danışmanlık desteğini arttırmak gibi…
“Medeniyete giden yol”un farklılıkların tanınması ve farklılıklara saygı gösterilmesinden geçtiği konusunda üç-aşağı beş yukarı bütün AB adaylığı yanlıları hemfikir. Teorik olarak, elbette. Farklılıklara saygının nasıl gösterileceği hususunda ise fikir ayrılıkları baş gösterebilir. Sözü uzatmayayım. Bir örnek üzerinden düşünelim.
Gelişimleri ve davranışlarıyla diğer çocuklardan farklı olan çocukları düşünün. Öğrenmekte zorlanan, uygun koşullar sağlandığında öğrenebilen, diğer çocuklardan daha fazla ilgiye ihtiyaç duyan, bazı şeyleri kolaylıkla öğrenirken, bazı şeyleri neredeyse hiç öğrenemeyen bir çocuk.
Farklı bir çocuksanız. Bu örneği somutlaştırayım. Çocuksunuz. Konuşmaya yaşıtlarınızdan geç başladınız. İnsanların alışık olduğu şekilde bir diyaloga girmekte zorlanıyorsunuz. Üstelik bunun pek farkında da değilsiniz. İlk başlarda pek umursadığınız da söylenemez. Durumunuzun bir tür otizm olduğu söylenmiş anne-babanıza. Ama inanılanın aksine, otizm bir zekâ geriliğinden ziyade iletişim ve karşılıklı ilişki kurma sorunu olduğu için yoğun insan ilişkisi gerektiren durumlar dışında durumu idare ediyorsunuz. Hatta bazıları, bu otizm değil, mahçup bir çocuk işte, diyebiliyorlar. Ama, teşhis tartışmaları sizi pek ilgilendirmiyor. Haklısınız, sadece zaman kaybı olduğunu böylesi durumlarda.
Okula başlamak derdi. Kafanızı toplayıp, bir konuya vermek bazen çok zor olabiliyor. Okula başlatılıyorsunuz. Anne-babanız bir probleminiz olduğunu okula söyleyip söylememekte kararsız. Sınıfın içinde sıkılıp, kendinizi dışarı atıveriyorsunuz. Galiba bu hiperaktif diyorlar. Anne-babanız sevinsin mi, üzülsün mü, bilemiyor. Kimin ne dediği pek de umurunuzda değil. Sizi sınıfta tutabilmenin yollarını bilen de yok. Kendine güvenli, sınıfının her öğrencisine özenen bir öğretmeniniz varsa, elindeki kısıtlı olanaklarla sınıfı sizin için iyi bir öğrenme ortamı haline getirmeye çalışıyor. Ama, uzman desteksiz ne kadar yürütebilirse…
Sınıftaki diğer aileler, sizin sınıf düzenini bozduğunuzu, dersle ilgilenmediğinizi söyleyerek çözümü okuldan uzaklaştırılmanızda görüyorlar. Sizin o sınıfta uygun değişikliklerle pekalâ devam edebileceğinizi kimse düşünmeyebiliyor. Eğer, daha da şanssızsanız, morali bozulmuş anne-babanız da pes ediyor. Sistem dışına düşüyorsunuz.
Anayasal haklar. Farklılık, anayasal hakkınız olan eğitimi almanıza engel olabiliyor. Farklılık, sizin neredeyse doğumunuzdan bu yana, çevre ile ilişkilerinizi etkiliyor. Özel bir eğitim almanız gerektiğini kendi anne-babanız bile uzun bir süre kabul etmeyip sizi olası imkânlardan yoksun bırakabiliyorlar. Teşhisiniz, otizm, gelişim bozukluğu, hiperaktivite, öğrenme bozukluğu, zekâ geriliği, vs vs. Önemli olan, sizin elinizde olmayan sebeplerle, hayatı anlamakta ve öğrenmekte zorlanmanız. Bu konuda bebekliğinizden bu yana size yol göstermekle yükümlü olanların ne yapacaklarını bazen şaşırmaları, bazen hiç bilemeyip sizi taşınmaz yükler altına sokmaları… Mutsuz olmanız.
Çocukların gelişim ve davranış farklılıkları için elimizdeki mevzuatın etkili bir şekilde nasıl uygulayacağımızı bize kim öğretebilir? Farklılıklara saygılı toplumlara bakın. Mevzuatların uygulanmasını, geliştirilmesini sağlayanlar kim? Çocuklarla ilgili konularda, anne-babaların bir araya gelip oluşturduğu sivil örgütler (örneğin, anne-babalarca kurulan www.hiperaktif.org’da bu konularda etraflıca bilgi bulabilirsiniz). Kongre, parlamento, hükümet üzerinde etkili olan bu gruplar sayesinde çocuklar kaliteli yaşama haklarına sahip olabiliyorlar. İhtiyaçları ve becerileri ile doğru orantılı olarak.
Yankı Yazgan
Profesör Doktor

